> elif naime arslanoğlu

adem

bismillah!
en başından demeliyim ey kâri!
ben yok iken, hiç iken,
anamın rüyasında bir çocuk, babamın duasında hayırken,
kelâmullahta binbir şekle bürünür ses iken
bu hikâye buraya yazılmıştı, bilesin!

er-rahman er-rahim
hatasında aczini görmediği kadar ısrar eden
zahidi sîretin sûretinde giydirip
virdini lâl deyişlere konuk eden
kemiyetini beylerin keyfiyetine peşkeş çekip
başıbozuk gidişleri kayda düşülen
hüviyetine abd yazılıp da
veyl ona ki sarf-ı nazarı makbul gören
yokun, ademin, hiçin hikâyesidir; insanın hikâyesidir

gece yolculuğunda, uzun yolda gibi,
başım gafletten gaflete düşer gibi; sona varır gibi…
bir tepenin gecesindeyim;
hecesindeyim; elif be te.

yine, yeniden başlarken bir yola
nerde durduğumu bilmemekteyim
halkın içinden yoksa aklın kıvrımlarından mı geçmekteyim?
bana bildirilen o ki; adım adım yürüten şimşekler kadar unutkanıyım kendimin

konuştum bir zaman, hiç durmadan söyledim ne varsa içimde
sonra sustum uzun bir zaman, hiç konuşmadan sustum ne varsa kinimde
bir kantar, bir şiraze, bir çift kese gerektir şaşmış ömrüme
denge gerektir sana ademoğlu! denge!

helak olmuş bir kavimden kalanım ben
irem bağlarının mermer sütunu,
vezüvün külleriyim tarihin birinde.
olmadık işleriyim, kölesiyim aczin
her demde bir sancıyım bir annede
her dilde bir kemik bazen de

uçsuz bucaksız bir felaketin nüzûlu gibiyim; tufanın inişi gibi…
ben oyum, neredeyse karanlık oylum oylum
ben işte oyum...

bu hal benzememektedir çile doldurmaya
bilesin ki benzerdir yalınayak tûru arşınlamaya
bu haldir ki, bezendirir ademi havvaya

şu önümden gidendir
rüştümün amin alayı
leyli sevdalı mecnunuyla mektebimdir
özümün her daim ağdıgı
elinde ketebesiyle çocukluğumdur
kârisini arayan

bir yangına düştüm; bir nemrud, bir haman
bir rahmete düştüm; bir karınca, el- aman!

...