> elif zehra kandemir
doğu’nun efendisi
„bugün çok şıksınız bayım,
ne kadar güzel konuşuyorsunuz
ve ne kadar körsünüz cesedime basarken“
şahan çoker
biradamçıkmışefendiefendi“farklılıklarımızın bizi zenginleştirdiğini
düşünüyorum”diyor efendiefendi küfrediyorumefendiefendiefendim?
işler tıkırındayken çomak çomak bir nazar
anlayamıyorum çöp evlerin mantığını
anlayamıyorum yabancı dilde yazılmış makaleler
anlayamıyorum amerika’nın afganistan politikasını
anlayamıyorum şarkı ilerliyor, tizleşiyor
dünya daha da yaşanmaz hale geliyor
dünya beni daha da yaşayamaz hale getiriyor
anlayamıyorum içimde debelenen bir şey
anlayamıyorum bir taş olmalı buralarda bir yerlerde
bir ayet bir kılıç bir poster bir şey
artık tek derdimin evin önünden geçen kamyonlarınevisarsmasıolduğunu
anlayamıyorum
viyana ne ise gazze o olacak. gavurları def edip golan’a da cami dikeceğiz. ölen
bilmemkaç bin şehidi mumlarla değil yasinlerle anacağız. ırkçı olacağız,
almanlar istanbul’a çalışmaya gelecekler çoluk çocuk onları asimile edeceğiz,
vize kuyruklarında saatlerce değil günlerce bekleteceğiz, sonra kuyruktakilere
battaniye verip ne kadar insancanlısı ne kadar humanist ne kadar çağdaş
olduğumuzu onlara kanıtlayacağız, vize formlarına türkçe tekerlemeler koyup
“kırk küp kırkının da kulpu kırık küp” diyemeyenleri 3 sene türkçe kurslarına
göndereceğiz, sonra da onların türkçeleriyle alay edeceğiz, bol r’li kelimeler
kullanmalarını sağlayıp arkalarından taklitlerini yapacağız. daha önce kiliseye
bağış yapmışlar mı, sekülerler mi, sekülmezler mi, her gece yatmadan önce meryem
ikonası önünde dua ederler mi, minare yapımına müsaade ederler mi diye sorular
sorup onların ruhlarını süklüm püklüm bir hale getirip, onları tek odalı evlerde
devlet yardımıyla geçinir hale getirip, onların kanlarını emip, sonra çıkıp ne
kadar medeni olduğumuzu çığırtkanlarla dünyanın her yerine duyuracağız, islam
konferansı örgütü bush’u savaş suçlusu ilan edecek, başına 3 milyon dolar ödül
koyacak, tüm hazine avcıları sineğe üşüşür gibi dip köşe bush arayacak ama
senelerce bush’u kimse bulamayacak, bulunsa elini keseceğiz kolunu keseceğiz,
bizi böyle hayallerle ağlatan bizim anamızı ağlatan bizi birbirimizden ayırıp
sonra birbirimize küfrettiren sonra kalkıp efendi efendi farklılıklarımız bizim
zenginliklerimizdir diyen adama biz kimiz diye soracağız küfredeceğiz daha çok
öleceğiz.
yine doğulu damarım tuttu
yine kravat takım elbise ağzı
yine kişisel gelişim ağzı efendi efendi
rasyonal rasyonal konuşamadım
dünyanın en korkunç meselesini bile bir masa başında
bir haritayla bir çubukla aklayamadım
bu savaş doğulu damarıma basıyor
şimdi gelsin ağıtlar, kınalar, havaya boşaltılan mermi kovanları
çalsın şimdi acıklı bir kaval, tüllü müllü oriyent dansözleri oynasın
doğu mesleğini icra edip boynundaki damarları şişire şişire
kendini yakıp yıkan her şeyi yakıp yıkan bir öfkeyle
yumruklarını sıka sıka sövsün
ne kadar film çekse de ne kadar şiir yazsa da ne kadar isyan isyan şairler çıksa
da bağrından kendini aklayamayacak olan bu millete olan öfkem, hayır buna öfke
diyemem, bu milletin kışkırttığı doğululuğum, medeni olacağım diye çatal sol
elde bıçak sağ elde yemek yerken hüngür şakır ağlayan doğululuğum, haremden
bahsedilince utanan, sel basan sokakların görüntülerini izlerken içten içe bana
dokunmayan yılanlaşan doğululuğum, işte böyle içinde tutup tutup sonra en son
raddeye gelince mecburen kabaran doğululuğum, bozuk aksanla iş dünyalarının
güvensizleşmesinden istikrarsızlaşmasından sanki kendi vatanında olan olayları
yorumluyormuş gibi ustaca bahsedebilen doğululuğum, beni hiç yalnız komayan
doğululuğum, aklıma mukayyet olması için allah’a dua ettiren, kızdı mı allah’tan
bela yağdırmasını isteyen doğululuğum, kilisenin yakılan mumlardan elde ettiği
kazancını bir dakikada hesaplayabilen doğululuğum, artık doğu diye bir şey
kalmayana kadar saf bir aidiyet duygusuyla kendini orta doğu’ya orta asya’ya,
üçüncü dünya’ya çöle kuma deveye sımsıkı bağlayan ama ne ortayı ne doğuyu ne
asyayı ne üçü ne dünyayı ne çölü ne kumu ne de deveyi tanımayan doğululuğum,
benim intihar eylemcisi bomba üreticisi sosyal yapının tehdit edicisi kara gözlü
kara kaşlı doğululuğum, benim tarla toprak çapa nadas elli kırışık elli kırışık
yüzlü bir patates için bin emek bin ter akıtabilen ama evladını okursa asi olur
diye okula göndermeyen doğululuğum, benim müziğe çalgıya ıslığa şeytan işi deyip
sevdalanınca türküler yakan, sevdalanınca ortalığı yıkan, sevdalanınca alemi
damıtan doğululuğum, benim nereye sevdalanacağını bilemeyip de dünyanın öbür
ucunda hiç görmediği bir şehrin hiç ölmemiş bir çocuğunun gözünün ferine
sevdalanan, o fer sönmesin diye feryat figan ağlamayı da beceremeyen
doğululuğum!..
bu sene weihnachten aşureye denk geldi
örümcek ve karınca öldürmeyen bir millet
noel baba önünde ihtiramla eğildi
…