> Abbas Yolcu

Gecekondu Proleteryası

Doğada çeşitli meyve ve sebzeler vardır. Çilek kırmızıdır. Elma da kırmızıdır ama yeşili de bulunur. Meyve ve sebzeler lezzetlidir. Üzümün rengi bazen siyahtır. Aslında üzüm siyah değildir. Nedir? Renksizdir. Vişneden reçel yapılır. Reçel iyidir. Armudun mavi renkte olanı yoktur. İyisini ayılar yer. Ayı, armudu yiyince hazmetmeye başlar. Hazımsızlık kötüdür.

Sansualizmin ’’tabula rasa” anlayışından doğmuştur iddiası vardır. Demokritos ve Protogoras ve de Epikuros sansualizmi müdafaa eden Yunanlar olarak bilinir. Sonra Avrupa’da Locke ve Hume isminde iki kişi sansualizmi Yunan atalarından devralarak müdafaaya girişmişlerdir. Diğer bir Avrupalı ve adı da Kant olan zat kardeşlerine itiraz ederek sansualizmin tek başına bilgiyi oluşturmada yeterli olamayacağı iddiasıyla ortalığı karıştırmıştır.

Üzümün yaprağı toplanır. Ondan sarma yapılır. Bazıları sarmaya dolma derse de bu bir galat-ı meşhurdur. Galat-ı meşhur lügat-ı fasihten yeğdir. Çünkü şair, böyle buyurmuştur. Yani demiştir ki şair : “Deme kalbura kallabur / Yekdir lügat-ı fasihden galat-ı meşhur…’’ Doğada hıyar da yetiştirilir. Hıyarın sayısız faydaları vardır. Bir Hind bilgesi “Çınar ağacı daha büyüktür, ama biz salatayı hıyardan yaparız.’’ demekle bu sebzenin önemine vurgu yapmıştır. Üzüm yaprağından sarma yapılırken içine koyulacak nevale ayrıca ve özenle hazırlanır. O nevaleye üzümün kurusunu eklemek, yapılan yiyeceğe ayrıca lezzet katar.

Sansualistler, kendi aralarında tepişmeye başladıktan sonra iki kola ayrıldıkları iddia edilir. Bunlardan birisi materyalist sansualistler, diğeri idealist sansualistlerdir. Holbach, Helvetius, Feuerbach gibileri materyalist, Berkeley, Avenorius , Mach gibileri idealist bir sansualizme kapılanmışlardır.

Karpuz, “gıcır gıcır’’ bir yiyecektir. Karpuzun kabuğunun rengi yeşildir. İçinin rengi kırmızıdır. Bazı karpuzların kesildiklerinde kelek çıktıklarına şahit olunur, ancak bunda bir beis yoktur. Kelek çıkabilir, bazen çıkamaz. Karpuz, toprakta yetişir. Onun yetişmesi için çekirdeğe ihtiyaç vardır. Köklerini derinlere salarak ihtiyacı olan suyu bulur ve çamurunu süzerek memba suyundan daha berrak suyu çeker, ayrıca şeker de yapar ve kendisini tatlandırır. Bunlar önemli bilgilerdir. Öğrenilmesi ihmale gelmez.

Epikuros’un hedonist olduğu ve arkadaşı Moneikeus’a yazdığı mektupta “hazzın tabiatını ve hayatın kederini” açıkladığı söylenir. Ona göre hayatın kederi, “tanrıdan ve ölümden korkmak’’mış. Ve de bu ikisinin nasıl azaltılabileceği üzerine tavsiyelerde bulunmuş imiş. Thomas More dahi hedonizm konusunda konuşmuş ve demiş ki :’’Bir insanın mutluluğunun temel kısmını haz teşkil eder…’’

Ayvalar sararmaya başladığında güz mevsimi geliyor demektir. Ama olsun.’’Kışın sonu bahardır.’’ Bu arada kestane, kış meyvesi olarak tesbit edilmiştir.

“Gecekondu proleteryası , tatsız tuzsuz bir orta sınıf’’ , bilgide ve fende dibe vurmuşluk, bütün işlerin katakulli ile halledildiği üçüncü sınıf bir cemiyet… Emeğin hiçe sayıldığı,gururun çiğnendiği bir toprak parçası…

Bir kitaba göre “her hedonist korkaktır.’’ Neden? Kendisi için oluşturduğu mutlu bir yaşama biçiminin ayaklarının altından kayıp gideceği endişesi ile… Öyle mi? Öyle olsa da kime ne? Önemli olan muz, ananas ve Hindistan cevizinin harikulade yaratılışlarıdır. Şair: “Ne safa var şu dehrin sim u zerrinde / İnsan bırakır hepsini hin-i seferinde’’demiş olsa dahi.

Nasıl olsa “Günler nehir gibi akıp gidiyor..’’

Bu arada elmalar da “gıcır gıcır’’… Maşallahla inşallah…