> yahya kurtkaya

gök diyaloğu

sen gri olunca ben soluyorum kendi renklerimden
annesine küsmüş bir kız çocuğu oluyorsun
düşüyor yüzün seyreliyor kaşların
korkuyorum kendine bir şey yapmandan

sen göksün bu zor bir iş
biliyorum çünkü ellerim her sabah ve her akşam
sana doğru koşan bir tay
zaptı zor bir çılgın ellerim oysa sen gri oluyorsun

sen gri olunca düşüyor benim yüzüm de
şu binyıllık sokaklardan geçen bin yıllık adamlar
herkes gri oluyor
sen orda açılıp kapanan bir göz değil misin

bir çocuk küsünce bir şehrin tarihine
en önce göğünden başlar
toprağa düşer yüzü senden çevrilir

âşık olunca sana bakar çünkü sen
heyecanın ulaşacağı ilk ve son menzilsin
kimse demedi mi sana neden yapılır diye
onca uçurtma çocukluk sevinciyle

sen gri olunca yağmur ve kar ve güneş
kör bir annenin topal çocukları
titrek elleriyle arar durur basamakları
en ince yerinde merdivenin
kesilir tüm umutları

biliyorsun sana doğru büyüyoruz işte
sen bize gri olunca duruyor her şey
bir sen küçülüyorsun içimize
bir de şâirler toprağa doğru