> hasan şen

 

titreme ve ateş nöbetleri

 

çok yakın dokunuştur dostun duası/ kalbin nerede

köyden kovuldun ah zarif çoban/ renklerden dokuz

 

kar

 

gerçek

üçgenin kenarları gibi yuvarlak ve asildi

bıçağın kuvvetinin büyüklüğü karşısında

zor değildi ismail’in boyun bükmesi

ve hiç kimseymiş gibi gülümsemesi

 

kar(A) kağıt

 

kitaplardan geldim

gövdem boydan uca tutkal

sana baktım göğe seslendim

elli hasret düştü payıma

elli gün konuştum içimle

elli gün sonlu sabır/ elli gün ikisizlik

 

yuvasından kovulmuş gece kuşu kadar yalnız

çelişkili, yosun tutmuş bir pazar

adresinde yokluğun iki çift ayakkabı

bir demet susam

iki elimle tutuyorum kumbarayı

dik değilim-hugo beni hayra yor-

durmuyorum iskemlenin yanında

bu yüzden düşmüş olabilir perdedeki örümcek

duvardaki saat bu yüzden ölü

kalemlik bu yüzden ok/ ben bu yüzden elma

sımsıkı tutuyorum ve

moraran ellerimden ayırıyorum zamanı

tavan arasından sızıyor rüzgar

ıslak ve soğuk havalanıyor perde

iklim değişiyor

bilmiyorum sisin rengini

eflatunu ya da yeşili

şiddetle kahkaha atıyor masa

ve bir o kadar hayret içinde tül

k     o    ş     a    m     ı     y    o    r    u    m

pencereden bir şey geliyor

kim gidiyor pencereye/ kar değil

kendimi kağıtla tamamlıyorum

 

nereden geldin

gövden boydan uca tutkal

sana baktım dağa seslendim

elli turna düştü payıma

elli gün konuştum içimle

elli gün sonlu sabır/ elli gün ikisizlik

 

he-

 

mendil emer suyu kir belli olur kağıtta

rüyanın dumanıyla sen misin giden/ parçalan

teneke soba sahiplensin artığını

bağlacın, ipliğin uzağında yarımhilal saç

devrilen iki ayak adın çağırsın

 

 

ze-

 

ayıraçları anlat hafî ve kâfi

duataşı kemiren kurtçuğa inat

öksüz kalmış söz hatırına

 

yan

 

y-

hatme-i hâcegan’dan dönmedi su

daha fazla kuru daha başka duman kaldık

secdemiz yanmış kum gövdesiydi geçmiş zaman

geçmiş zaman nil idik beyaz mavi atbera

dua idik buhûrdan değildik kimse

 

a-

karını silmeliyiz küçük dağların

gelmeden eylül kartpostallara

çünkü vedâ

radyo programlarından ibaret bir şarkı değildir

 

n

mademki mıknatısın aynı kutbuyuz

kaplumbağa geç beni bir adım

bir adım geriden bakayım şarkının sahibine

 

39,iki

 

jurnalimdesin. süleymaniye kabuğunu koparıyor günlerin

topkapı acıyarak yüzüme baktı -tinersizdim-

sırtımın orta yerinde kaburga kemiğimde bir kayalık

daha fazla kuyu daha fazla kurt daha fazla edilgen

mürekkep odasına sıkışmış harfler neden niçin taşınmaz

çözülen bağcıklardan dökülürken akşam sesleri

gecesefası muhayyer-kürdi cürüm

gülhane’de kalmış mutluluk iyot ertesi bir şey

 

[...özgürlüğü seçtin kalbindeki odaları griye boyayarak

kolay değil karınca ağzıyla beslemek çölü-haklısın-

hafızanı sıfırla yok say geçmiş günleri/ çirkini güzelden ayıkla

birden çıkar beni bak kaç eder

trabzon’da inmek için binmedim otobüse-bağışla-

kibriti ikiye bölen değilim sen diye sükut sen diye tufan

bu lacivert bu duman bu birbirimizden gitmişliğimiz

ahh! kum döküyorum/ içlik yırtılıyor göbekbağından…]

 

jurnalimdesin. cağaloğlu kabuğunu koparıyor günlerin

üsküdar acıyarak yüzüme baktı -jiletsizdim-

sırtımın orta yerinde kaburga kemiğimde bir kayalık

daha fazla kuyu daha fazla kurt daha fazla edilgen

mürekkep odasına sıkışmış harfler neden niçin taşınmaz

çözülen bağcıklardan dökülürken akşam sesleri

gecesefası muhayyer-kürdi cürüm

sirkeci’de kalmış mutluluk iyot ertesi bir şey

 

lenk fahte

 

dışa kapalı gönül/seçicigeçirgen/ jurnalimdesin/ bilerek adresine yazılıyorum

hiçbiryerden gelen oyuncak trenim/ sevenim/ gidilenim/ eksilenim/hepsi bu